www.erolkomur.com

Zeka Araştırmaları

Ali Haydar Taner, Darülfünun-1925.

Avrupa ve Amerika ruhiyatçılarının ve terbiyecilerinin ihtibari tarikde yavrularını, son rabi asr zarfında en ziyade zekanın tedkik ve tahlili meselesi işgal etmektedir. Bununla beraber alimler, zekanın umumi tarifini yapmak hususunda henüz ittifak edememişlerdir. Fakat bu tarifin henüz yapılmamış olması zeka hakkında tedkikat icrasına mani değildir. Netekim elektrik ve mıknatıs gibi tabii kuvvetlerin de henüz mahiyeti malum olmadığı halde bunların tezahürleri ve hadiseleri tedkik edilebilmektedir. Zeka sahasında ihtibari ve tecrübi tetkiklere devam edilecek olursa, bu sayede zekanın mahiyetinin daha büyük bir vuzuhla tayin edeceği ümid edilmektedir.


Ekser emraz-ı akliye alimleri “zeka” kelimesini pek vasi bir manaya alıyorlar. Bunlar, zeka denince, hissiyat ve irade sahasına dahil olmayan zihni kabiliyetlerin heyet-i mecmuasını anlıyorlar. Bun nokta-i nazara göre ihsas, idrak, fehm, hıfz, tedai, tahlil, terkib, tecrid, tarif, hükm, muhakeme, tenkid, ve sürat-ı intikal zeka mefhumuna dahildir. Mezkur alimlerin fikrince, zeka muayenesi yaparken bu kabiliyetlerin tahkiki lazımdır.

            Fakat zeka muayenelerinin son zamanlardaki terakkiyatı, zekayı hissiyatdan ayırdığı gibi zihni afuleler dahilinde de zekanın hududlarını daha vazıh bir suretde çizmek lüzumunu meydana çıkarmıştır. Zeka tedkiklerine ettiği hıdmet sayesinde Almanya’da en ziyade iştihar eden Wilhem Stern zekayı şöyle tarif etmektedir:

                “Zeka, bir ferdin kendi tefekküratını müşavir bir suretde yeni icabata tevfik ve hayatın yeni şerait ve vezaifine intibak etdirebilmek kabiliyet-i umumiye ve zihniyesidir.”

                Bu tarif tahlil edilecek olursa, görülür ki, Stern “yeni” kelimesini ileri sürmekle, zekayı hafızadan tefrik etmektedir. Hafızanın vazifesi, evvelce hassalar vasıtasıyla vukua gelen idraklerin zevaliyle zihninde kalan izleri muhafaza ve bunları icabında mümkün mertebe aslına mutabık olarak tecdid ve ihya etmektedir. Zekanın gayesi ise, mevcud tasvirlerden istifade ile beraber, nefsi yeni şeraite tevfik etmek, tehaddüs eden müşkülata muvafık çare bulmaktır.

                Zeka (Intelligenz) ile deha (Genialitat) arasında da fark vardır. Dahi, batından gelen kuvvetin ve ilhamların tesiriyle yeni eserler vücuda getirir, ibdaalarda bulunur; zeka sahibi ise, harici sebeplerin tesiriyle yani hayatın yeni icabat ve vezaifine göre tefekkürat  ve harekatını tanzim eder.

                Stern, zeka, umumi, bir kabiliyetdir demekle, bunu istidad-ı mahsusadan da ayırmıştır. Çünkü (Intelligenz) başka istidad-ı mahsus (talent) başkadır. Bir şahsın herhangi bir hususta, mesala; resim, musiki, riyaziyat veya tarihde istidad-ı mahsusu olabilir. Fakat bu istidad-ı mahsus sahiblerinin kendilerini bazan en basit ve yeni şerait-i hayatiyeye sahalarda kendini yeni icabata zihnen ve fiilen intibak ettirebilir.

                Böyle bir tefrike lüzum vardır. Çünkü yakın zamanlara kadar bazı zevat, zeka muayenesi için çocukların mevcud malumatını yokluyorlar; yani hafıza ile zekayı birbirine karıştırıyorlardı. Keza herhangi bir sahada mesela riyaziyatta büyük bir istidad gösteren talebeyi muallimi suret-i umumiyede zeki ad etmektedir. Mamafih yeni şeraite intibak-ı vazifesini ihtiva itmek şartıyla idrak, hafıza, dikkat vesairenin de muayenesi aynı zamanda zeka muayenesi olur.

                Zeka muayenesi için derecata kabil-i taksim testleri intihab etmek zarureti vardır. Bununla beraber zeka meselesini keyfiyet nokta-i nazarından mütalaa edecek olursak muhtelif zeka tipleri meydana çıkar: tahlili, terkibi, enfüsi ve afaki enmüzecler vardır. Bunların da ehemmiyeti gayrı kabil-i inkardır.

Zeka Muayenesinin Ameli Vazifeleri

Zeka muayenesinin ameli gayelerini tayin etmek lazımdır. Bir tarafdan normal ve anormal, diğer tarafdan çocuk ve yaşlı mefhumlarını karşılaştıracak olursak dört grub husule gelir:

  1. Anormal yaşlı kimseler
  2. Anormal çocuklar
  3. Normal çocuklar
  4. Normal yaşlılar

Şimdi bunları kısaca mütalaa edelim:

  1. Yaşlı, fakat normal olmayan kimselerin zekalarının muayenesi ihtiyacını ibtida Psychiatrie/uleması his etmişledir. Ziehen, Sommer, Kraepelin, Rieger, Rossolinio, Bernstein, bu maksatla bir çok test serileri vücuda getirmişlerdir. Fakat bunlar, zekanın kimi cihetten ziyade keyfi cihetlerini anlamak gayesini takib ettiklerinden testleri ekseriyetle derecata münkasım değildir. Bundan maada normaller üzerinde tecrübeler yapılıp anormallerle yapılan tecrübelerin netayici birbiriyle mukayese edilmemiştir. Normal insanların kabiliyetleri binnazariye ve kablettecrübe tahmin edilerek testler vücuda getirilmiş ve bu testlere cevab vermeyen, şahs-ı anormal sınıfına idhal edilmiştir. Fakat sonradan bu hata anlaşılmış; evvela normal kimseler için testler yapılmasına ve sonra bunların anormallere mahsus testlerle mukayesesine lüzum görülmüştür.
  2. Anormal çocuklar, son senelerde terbiyecilerin, tabiblerin ve siyaset-i içtimaiye müntesiblerinin nazar-ı dikkatini celb etmeye başlamıştır. Bunun neticesinde terbiyevi tedavi Heilpadagogik ünvanıyla terbiye aleminin yeni bir şubesi meydana gelmiş, anormal ve mürid çocukları hem tedavi ve hem terbiye etmek üzere tabiblerin ve muallimlerin müştereken çalıştıkları müesseseler açılmıştır. Yine bu kabilden olarak zekası ve kudreti umumi mekteplerin programlarına mütehammil olmayan çocuklar için daha basit bir müfredat programını tatbik eden yardımcı mektepler “hilfschulen” açılmıştır. [*[i]] ve yine çocuk mahkemeleri (jugendgerichte) ve mücrim çocuklara mahsus terbiye müesseseleri (Fürsorgeanstalten) son zamanlarda vücuda gelen müesseselerdendir.
  3. Anormal çocukları tedkik ederken ilk Psikiyatri usullerinin noksanları daha ziyade göze batıyor. Yukarıda Kahallerin normal ve anormal olanlarını mukayeseye medar olacak bir mikyasın lüzumundan bahs edilmiştir. Anormal çocukların muayenesi için ise, her sinde bulunan normal çocuklara mahsus bir mikyasın elde edilmesi lazımdır. Mesela dokuz yaşında bulunan anormal bir çocuğa tatbik edilen testlerin derecesi aynı sindeki normal çocuğun testleriyle yapılan mukayese neticesinde anlaşılabilir. Diğer sinler için de böyledir. Buna binaen her sinde bulunan normal çocukların muayenesi için test serileri vücuda getirmeyen hususiyle ruhiyatçılar da meşgul olmağa başlamışlardır. Evvela meşhur Fransız terbiyeci ve ruhiyatçısı Alfred Bine ile Doktor Simon böyle bir test iskalası icad etmişlerdir. Bu testler az zaman zarfında  Belçika, İngiltere, İtalyla, Almanya ve Amerika’da müteaddid terbiyeciler ve tabibler taraından tahkik ve tatbik edilmiş, noksanları ikmal edilerek beynelmilel bir şöhret kazanmıştır. [**]

Normal çocuklara mahsus testlerin, yalnız ruhen zayıf çocukların zekalarının mukayesesine hidmet etdiğini zan etmek hatadır. Bilakis normal çocukların zekalarını esaslı bir suretde muayene ederek muhtelif sinlere göre bir iskala vücuda getirmek ameli ve terbiyevi nokta-i nazardan çok ehemmiyetlidir. Çünkü gayret ve derslerde muvaffakiyet başka, zeka başkadır. Bunları birbirine karışdırmamalıdır. Dersde ve imtihanda çocuğun yalnız malumat-ı müktesebesini yoklamakla onun hakkında tam bir fikir edinilmiş olmaz. Ruhiyat usulleriyle talebenin zihni kudret ve istidadını da muayene etmek lazımdır. Bilhassa muayyen bir mektebe talebe kabul ederken bu cihete ehemmiyet verirler. Mesela Avusturya’da liselere talebe kabul ederken talebenin mevcud malumatıyla beraber zekası da muayene edilmektedir. Çünkü memlekete münevver bir zümre yetişdirecek olan liselerin tahsil müddeti uzun olduğu gibi programları da güç ve yüklüdür. İleride bu yüke tahammül edemeyecek olan çocukların liselere girmesi muvafık değildir. Zira bunlar ekseriya tahsillerini etmam etmeden mektebi terk etmek mecburiyetinde kaldıklarından cemiyete hayırlı bir uzuv olmazlar. Bundan maada bu gün mekteblerde tedrisatı gittikçe ferdileştirmeye yani her ferdin istidadına göre tanzim etmeye doğru bir temayül vardır. Bugün ruhen zayıf veya normal yahud fevkalade müstaid çocuklar için ayrı ayrı müfredat programlarını havi hususi sınıflar veyahut mektebler açılmıştır.

1905 senesinde Petsold isminde bir Alman, fevkalade müstaid çocuklar için ayrı mektebler tesisi fikrini ileri sürmüştür. [1] Bilahare profösör Wilhelm Stern de bu fikri müdafaa etmiştir. [2]1917 senesinde Berlin’de muayyen programı daha az sene zarfında ikmal eden bir gimnazyum, bir realşole ve kızlara mahsus bir mekteb açılmışdır. Bu mekteplerden birisi için altı bin çocukdan doksan talebe, yani çocukların yüzde bir buçuğunu seçmek istemişler ve bu işi, Maude, Pierkovski ve Wolf ismindeki zatlara havale etmişlerdir. Bu zatlar, dikkat, hafıza, terkib, muhakeme ve müşahede kabiliyetlerinin muayenesi için tertib ettikleri testlerle talebeyi seçmişlerdir.[3]

1917 senesinde Hamburg’da da böyle bir teşebbüs oldu. Sekiz seneden ibaret olan halk mektebinin ikinci devresi yani dördüncü sınıftan yukarısı iki kısma ayrılmış, evvela muallimler, müstaidler sınıfına kayd olunmak üzere 1355 çocuk seçmişler. Stern tarafından idare olunan pisikoloji laboratuvarının yardımıyla bir tefrik ameliyesi daha yapılarak bu mikdar 990 kişisi tenzil edilmiş. Bu iş için pisikologlar başlıca sekiz test istimal etmişler:

  1. Tarif
  2. Kıssadan hisse çıkarmak.
  3. Bir abesin tenkidi.
  4. Okunan bir hikayeyi nakl
  5. Bir ibarenin boşluklarını imla
  6. Üç kelimeden bir cümle yapmak
  7. Fikirler arasında alet-i münasebetlerini keşf etmek
  8. Levhaları tefsir ve izah etmek

Berlin ve Hamburg şehirlerinden sonra, Göttingen, Leipsig ve Halle şehirlerinde de bu kabil tesisat vücuda getirilmiştir. [4]

  • Normal yaşlıların zekasının muayenesi. Bu hususda tedkikat henüz ilerlememiştir. Çünkü şimdiye kadar yaşlı kimselerin zekaları müstakilen muayene edilmiş, yalnız anormallerle mukayeseye medar olmak üzere bazı tecrübeler yapılmıştır. Fakat son senelerde gençlerin sanat ve meslek intihabı meselesine ehemmiyet verilmeğe başlanmıştır. Pisikoloji laboratuvarlarında muayyen bir işin işfası için icab eden psikolojik ve fizyolojik şartlar tetkik ve tahlil edilmekte ve sonra bunlar basit bir hale ifrağ edilerek o mesleğe sulük etmek isteyenler üzerinde tecrübeler yapılmaktadır. Bu kabilden olarak, teyyareciler, vapur kaptanları, tramvay vatmanları, telefon muhabere memurları ve muhtelif sanayi çırakları ile tecrübeler yapılmıştır. Yüzbaşı Meyer kıta neferleriyle tecrübeler yapmıştır.

Amerikalı mühendis Taylor, fabrika amelesi üzerinde uzun tedkikler ve tecrübeler yaparak meşhur Taylorizm sistemini icad etmiştir. [5]

İnsanların zekalarını ölçmek için tabii mikyaslar bulunacak olursa, bunun tabiblerin, terbiyecilerin, adliyecilerin ve askerlerin işine yarayacağı aşikardır. Fakat zeka muayenesi meselesinin bu kadar ittisapeyda etmesine rağmen, ehemmiyetini olduğundan fazla izam etmekten çekinmemelidir. Zira:

  1. Zeka muayenesine aid usuller, henüz hali-i tekamüldedir. Yine –Simon Sistemi, zekayı teşhis için nihai usul değildir. Bunu her milletin ve memleketin şeraitine göre tadil ve ıslah etmek icab eder.
  2. Testlerin tertib ve istimali zan edildiği kadar kolay değildir. Bunun için ruhiyata vakıf ve tenkidi bir zihine malik olmak lazımdır. Talebeyi imtihan eder gibi suallerin istimali, zeka muayenesinden beklenen faideyi suya düşürür.
  3. Testleri, zekayı mehanigi suretde teşhise yarayan vasıtalar ad etmemelidir. Bunar daha ziyade ilk ağızda tedkikata bir istikamet veren vasıtalardır. Test muayenelerinin tıbbi ve terbiyevi tedkik ve muayenelerle ikmali lazımdır.

Etfaliyet Müderrisi

Ali Haydar.


* Mektebleri dolduran talebe arasında inkişaf-ı ruhi itibariyle geri kalmış olan çocukların tedkiki ve tefriki meselesiyle 19’uncu asrın ikinci nısfında iştigale başlanmıştır. Sınıf seviyesini muhafaza ve takib edemeyen çocuklar ayrılarak bunlar için hususi sınıflar veyahut daha basit programlı mektebler açılmıştır. Bu kabil mekteblerin birincisi 1863 senesinde Almanya’nın Hala şehrinde açılmıştır. İsviçre’de 1881, İngiltere’de 1892, Hollanda’da 1896, Belçika’da 1897 senesinde bu kabil sınıflar veya mektepler ihdas edilmiştir.

** Alfred Bine’nin testleri, “Çocuklarda Zekanın Mikyası”  ünvanıyla İbrahim Alaeddin Bey tarafından tercüme

[1]Petzoldt, Souder chulen für hervorrag nd Befahigte. Leipzig 1905.

[2] William Stern, Intelligenz der Kinder und Jugendlichen. Leipzig 1920.

[3] Moede – Piorkowski – Wolf, Begabtenschulen, ihre Organisation and die Methoden der Schüler – anawahi. Langensalza 1919

[4] Dr. Friedrich Schneider, Schulpraktische Psychologie Paderborn 1922.

[5] Ali Haydar: Taylorizm. Muallimler Mecmuası sahife 624